Bizi takip edin
Abone olun
Bizi takip edin

Yedirmem edebiyatı!

  • 0 Yorum
  • 363 Görüntüleme
Son zamanlarda çok sık karşımıza çıkan bir ifade var. “Yedirmem” ya da “Yedirmeyiz”… Kimisi tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmez. Kimisi şehitlerin cenaze törenini siyasete rant olarak yedirmez. Hükümet, Türkiye'yi darbeye ve teröre yedirmez. Fatih Terim de, 2018 Dünya Kupası grup maçlarına Milli Takım'a çağırdığı ve çağırmadığı evlatlarını kimseye yedirmez (miş)… Eskiden mahallede top oynarken mahallenin abisi ortaya gelip, “Oynarım, oynatmam” derdi. Kendi oynamazsa da oyun biterdi. Bizim tarihimizde iktidar kavgası ve saray entrikalarında evladı Şehzade Mustafa'yı kimseye yedirmedi Kanuni. “En büyük benim onu ancak ben yerim” dedi. Başka ülkelerin hükümdarlarının da öz çocuklarını iktidar uğruna yok ettiğini tarih yazıyor. Arda'nın milli takıma çağrılmamasıyla başlayan tartışmalar bir türlü bitmedi. Herkes üstü kapalı konuşuyor. Devlet sırrı gibi ayrıntıları bizim bilmemiz sakıncalı hatta yasak. Basın mensupları da, ayrıcalıklı kişilerin bilgilerini sadece kendilerine verdiğini, ancak servis yapmalarına izin olmadığı imajı yaratıyorlar. Açıklamalarda yakaladığımız belli cümleleri düşünerek, olaylarla birleştirip yorumlamaya çalışıyoruz. Arda, arkadaşları ve milli takım çalışanları için prim meselesini görüştü diye mi suçlu? Bu nedenle mi Türk halkından özür dileyecek? Yoksa başka nedenler mi var? Bu evlatlarla daha önce kulüp ve milli takım çatısı altında ortak bir çok zaferler yaşandı. Bu sefer bilerek oynamadılar. Hocaya kazan kaldırdılar ve yuhalandılar. Bu nedenle gemiden atıldılar. Özür dilemedikleri için alınmadılar. Oysa Fatih hoca geminin kaptanı olarak, “Kimseyi denizde bırakmadım” demişti. “İsyan edenler hariç” diye dip notu da eklemeliydi. Televizyonlardaki spor programlarında dedikodu uzmanları, Arda'yla eski TFF Başkanı Haluk Ulusoy'un oğlu arkadaşlar. Federasyon başkanlığı için Fatih Terim'i yıpratarak ona zemin hazırlıyorlar gibi bir komplo teorisi lanse ettiler. Haluk Ulusoy zamanında Galatasaray dört yıl ardı ardına şampiyon olduğunda Fatih Terim teknik direktördü. Aralarında problem olmaz gibi görülüyor. O zamanlar siyasi görüşleri de aynıydı. Hatta bir şampiyonluğu O zamanın içişleri bakanı Mehmet Ağar’ın kızına adamışlardı. Herkes aynı taraftaydı. Aynı kulüp ve milli takımın başarısı için çalıştılar. Fatih hoca gibi Haluk Ulusoy da iktidar tarafına geçtiyse sorun olmamalı. Ancak Fatih Terim bundan sonraki durağı Federasyon başkanlığı ise durum farklı. İmparator olarak bilinen Franz Beckenbauer futbolcu, antröner ve başkan olarak Bayern Münih takımında lig ve Avrupa şampiyonluğu ile dünya kupası gördü. Milli takım antrenörü ve Federasyon başkanı olarak da aynı başarıları göstermiştir. Arda Turan, Galatasaray'da iken verdiği röportaj da futbol kariyerinde Beckenbauerin çizgisinde bir hedefi olduğunu söylemişti. Bunu okuduğum anda yanımda olan arkadaşlarıma, “Yakında Arda'yı satarlar” dedim. “Niye” diyenlere de, “Bu çocuğun hedefi, bizim yerli ‘imparator’la aynı. Öncelik ve ayrıcalık onda” dedim. Kısa bir süre sonra Arda Atletico Madrid'e satıldı. Orada şampiyonluk ve şampiyonlar ligi finali gördü. Başarılı oldu Barselona'ya transfer oldu. Farklı zamanlarda oynasalar da, biri öbürünün öğrencisi olsa da kariyerler karşılaştırılır. Vahşi batıdaki silahşörler gibi, daha iyi olan hayatta kalır misali bir megalomani yarışmasıyla karşı karşıyayız sanki. Fatih Terim futbolcu olarak Arda'nın oldukça gerisinde, değil Avrupa'da 14 yıl oynadığı Galatasaray da bile şampiyon olamadı. Hocalık aşaması henüz Arda için erken. Önü kesilmez veya ayrıcalıklı kalabilirse Fatih Terim'i hocalıkta da geçer. Türkiye’ye döndüğünde Fenerbahçe'yi seçerse ve şimdiki sistem varsa geçemez. Sisteme hizmet edenler ödüllendirilir. Haksızlığa uğrayıp hesap soranlar ise, bizzat gemi kaptanı tarafından fırtınalı denize atılırlar. Emre Belezoğlu, Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Caner Erkin ve Mehmet Topal’ı yuhalayan Galatasaray seyircisi nedeniyle milli maçlar İstanbul dışında yapılıyor. Şike etkinliklerinde en kazançlı çıkan taraf da Galatasaray'ın başındaki hoca ve oyunculardır. Sanki bu süreci kendileri yönetiyormuş gibi davranış ve sportmenliğe yakışmayacak söylevlerde bulundular. Yöneticiler, başkanlar iktidarın ağzıyla şike sürecini savundu ve de UEFA’nın ceza vermesinde aktif görev üstlendiler. Lütfü Arıboğan, Ebru Köksal, Ünal Aysal, Adnan Sezgin, Mehmet Helvacıoğlu ve Levent Bıçakçı iktidarın kurduğu federasyonu içeride ve dışarıda yönlendirerek şike sürecine yön verdiler. Bu süreçte en kazançlı çıkan taraf da yukarıda vurguladığım gibi Galatasaray oldu. Kazandığı şampiyonluk ve kupalarda takımın başında hep Fatih Terim vardı. Galatasaray camiası bu gibi organizasyonlarda görev yapanların yerlerini hemen değiştirir ki daha sonra kendilerine suçlama gelmesin. Buna en güzel örnek Lütfü Arıboğan'dır. UEFA savcısını kendi yönlendirip gezdirdiği halde mahkemede adama kimin tercümanlık yaptığını hatırlamadığını söyledi. Bu dönemde şike kararı verdirmeye çalıştıkları UEFA başkanı Platini yolsuzluk nedeniyle görevden alındı ve ceza aldı. Onun ve avukat oğlunun da bu işte ilgisi olduğu sanılıyor. 3 Temmuz’dan birkaç gün önce, Fenerbahçe'ye gideceği söylenen Selçuk İnan'ı aramış Fatih hoca "Sakın imza atma onlar artık Avrupa'ya gidemeyecek. Belki de küme düşecekler. Ben Galatasaray’la imzalıyorum ve seni de oraya istiyorum" demiş. Sonrasını zaten biliyorsunuz. Her türlü şart Fenerbahçe'nin aleyhineyken, Süper Lig play off finalinde, şampiyonluk kupasını orda alıp santraya bayrak diktirmek için başbakanı aratması büyüklüğüne hiç yakışmadı. Oluşan tablo tam bir provakasyondu. Bu davranış, sportif alanda kazanç olmasına karşın, rakibinin güvenlik kuvvetleriyle çatışmasına da neden olmuştur. Bu sisteme hizmet edenler daha sonra ödüllendirilmiştir. O maçı yöneten hakem FİFA kokartı takılarak Avrupa'ya yollanmıştır ve bize de dünyanın en iyi hakemi diye sunulmaktadır. Fatih Terim, Türkiye Futbol Direktörü, dünyanın en iyi Türk teknik adamı. Basın önünde bize kendini anlatıyor. Milli takım kutsalmış, kendine görev verildiği zaman para konuşmadan avukatı sözleşmeyi imzalamış, adilmiş, tarafsızmış, disiplinsizliğe izin vermezmiş, kimseyi fırtınalı denizde bırakmazmış. Lakin milli sporcular Türk halkından özür dilemeliymiş… Eskiden böyle konuşmalar yapmazdın Fatih Hocam. Bu gibi konularda basın ilişkilerini Emre Belezoğlu evladın düzenlerdi. Fenerbahçe'de oynuyor ve Galatasaray taraftarı tepki gösteriyor diye milli takımda yedin. Artık Fenerbahçe’den gitti. Medipol Başakşehir’de oynuyor. Sezon karmasında. Milli takımın öyle bir abiye ihtiyacı var. Adilsen onu milli takıma almalısın. Volkan Demirel'e ve diğer Fenerbahçeli futbolculara, TT Arena’da milli maçlarda küfür edilirken sahip çıkmadın. Bundan cesaret alan seyirci daha sonra milli maç öncesi ısınan Volkan'a küfür edince oynamak istemiyor… Sen de Milli takımı alıp Konya'ya gidiyorsun. İstanbul seyircisini (Galatasaraylıları) cezalandırıyorsun. Volkan'ı da bir daha almayarak vatan haini yapıyorsun. Aynı seyirci Fransa'da önce kaptan Arda'yı sonra seni yuhalayınca bozuluyorsun. Kabahat sende mi yoksa özür dilemesini istediğin çocuklarda mı? Senin gibi bir lider birleştirici olmalı, tarafsız davranmalı. Milli takım kampındaki sporcular kampta kulüp bazında veya kişisel nedenlerle gruplara ayrılıp kavga etmemeli. “Benim olduğum yerde kimse buna cesaret edemez diyorsun ama adamlar kampta birbirinin odasını silahla basıyor. Alt milli takımlardan Galatasaray'a transfer olanlara ayrıcalık tanıyorsunuz, kadroya giremeyenler dahi milli takımda hemen oynama şansı buluyor. Ümit milli takım kaptanı Fenerbahçe'ye gidip yedek kalsa, A Milli Takımın yüzünü göremez. Maalesef, bu bile sizin taraf olduğunuzun en büyük kanıtıdır. Üzülerek söylüyorum Fatih hocam. evlatlarınızı yeme ayrıcalığı bir tek size aittir. Son milli maçta maçın son dakikasında ceza sahasına yakın yerde serbest vuruş kazandık. Fatih Hoca ekrana geldi. Onunla aynı anda Hakan dedik. Hakan Çalhanoğlu Avrupa'nın en iyi frikikçilerinden. Herhangi bir liyakata uymadan Fatih hocanın takıma aldığı 17 yaşındaki Emre Mor kimseyi takmadan topa vurarak dışarı atması ve galibiyeti kaçırmamız. Fatih Hocanın disiplin kariyerine büyük bir darbedir. Ama onu yedirecek şiddette değil. Son olarak şunu ekliyor ve yazıya nokta koymak istiyorum; “Peki Fatih Hocayı yiyebilecek ayrıcalıkta biri var mı? Bilen varsa bir adım beri gelsin” diyor ve tüm dünyaya ilk günlerini geride bıraktığımız yeni yılın sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum. Hoşçakalın…

Etiketler : Fatih Terim Hasan Bankeroğlu Milli takım spor sporvitrini.com

Kategoriler : Manşet Yazarlar

Yorumlar

İlginizi Çekebilir
Ne yaptın Aslan’ım: 2-1
Galatasaray UEFA Avrupa Ligi playoff mücadelesinde İskoçya’nın Glaskow Rangers takımına 2-1 kaybederek Avrupa macerasına çok erken nokta koydu. Stat: Ibrox Hakemler: Andris Treimanis, Haralds Gudermanis, Aleksejs Spasjonnikovs (Letonya) Rangers: McGregor, Tavernier, Helander, Goldson, Barisic, Davis, Kamara, Arfield, Hagi (Dk. 78 Jack), Morelos (Dk. 87 Itten), Kent Galatasaray: Fatih Öztürk, Elabdellaoui, Luyindama, Marcao, Linnes, Taylan Antalyalı, Emre Kılınç, Feghouli (Dk. 73 Diagne), Belhanda (Dk. 66 Etebo), Babel (Dk. 65 Ömer Bayram), Falcao Goller: Dk. 52 Arfield, Dk. 59 Tavernier (Rangers), Dk. 87 Marcao (Galatasaray) Sarı kartlar: Dk. 29 Elabdellaoui, Dk. 65 Belhanda (Galatasaray) Galatasaray Avrupa defterini İskoçya’da kapattı. Sarı Kırmızılı takım UEFA Avrupa Ligi playoff karşılaşmasında Glaskow Rangers’a 2-1 kaybederek elenmekten kurtulamadı. Ev sahibi ekibin gollerini Arfield ve Tavernier’den geldi. Galatasaray'ın tek golünde ise Marcao imzası vardı. Bu sonuçla birlikte Rangers, UEFA Avrupa Ligi'nde gruplara kalarak hedefe ulaştı. Galatasaray, Beşiktaş ve Alanyaspor'dan sonra Avrupa'dan elenen takımlarımız arasına girdi. Yoluna devam eden temsilcilerimiz Medipol Başakşehir ile Demir Grup Sivasspor… Bu arada bu yenilgi, ülke puanı anlamında çekişme içinde olduğumuz İskoçya için bir avantaj oluştururken, ülkemiz adına ise olumsuz bir durum yarattı. Karşılaşmaya daha atak başlayan taraf ev sahibi taraftı. Ancak bu üstünlük kale önlerinde tehlike oluşturmak için yeterli değildi. İlk yarı süresince iki takım da gol pozisyonu üretmekten hayli uzaktı. Golsüz tamamlanan ilk yarının ardından ikinci yarıya da Glaskow Rangers daha iyi başladı. 52. dakika oynanırken, ev sahibi ekip maçtaki ilk golünü kaydetti. Hagi'nin orta alandan çıkardığı derin pasta, kaleci Fatih Öztürk ile karşı karşıya kalan Arfield, topu filelerle buluşturdu; 1-0. Bu golün üzerinden çok fazla geçmeden, kronometreler 59’u dakikayı gösterdiği sırada, Rangers farkı ikiye çıkardı. Sol kanattan Barisic'in ceza alanına çıkardığı top defanstan sekti ve arka direkte Tavernier’in kafasıyla buluştu. Bu oyuncunun kafa vuruşu ağlarımıza gitti ve skor 2-0 oldu. Golden sonra Galatasaray oyunu biraz daha rakip yarı alana yıktı. 87. dakika oynanırken, Sarı Kırmızılı takımın sağ taraftan kullandığı kornerde arka direkte pozisyon alan Marcao’nun kafa vuruşuyla skor tabelası 2-1’e geldi. Gol sonrası iki ekip te sonucu değiştiremeyince karşılaşma ev sahibi ekibin gruplara kalması, Galatasaray’ın ise, bu yılki Avrupa yolculuğunun nihayete erdiği düdük sesiyle sona erdi.

Süper Lig Puan Durumu


TakımPuan
1.aytemi̇z alanyaspor 23
2.galatasaray a.ş. 20
3.fenerbahçe a.ş. 20
4.beşi̇ktaş a.ş. 16
5.kasimpaşa a.ş. 15
6.gazi̇antep futbol kulübü a.ş. 15
7.fati̇h karagümrük a.ş. 14
8.göztepe a.ş. 14
9.medi̇pol başakşehi̇r fk 14
10.i̇tti̇fak holdi̇ng konyaspor 12
11.çaykur ri̇zespor a.ş. 12
12.yeni̇ malatyaspor 12
13.atakaş hatayspor 12
14.trabzonspor a.ş. 12
15.fraport-tav antalyaspor 10
16.demi̇r grup si̇vasspor 9
17.büyükşehi̇r beledi̇ye erzurumspor 9
18.hes kablo kayseri̇spor 8
19.yukatel deni̇zli̇spor 6
20.gençlerbi̇rli̇ği̇ 5
21.mke ankaragücü 2

Title

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation ullamco laboris nisi ut aliquip ex ea commodo consequat.

www.sporvitrini.com © 2010 - Tüm Hakları Saklıdır.

"www.sporvitrini.com" Basın Ahlak İlkelerine uymaya söz vermiştir ve bütün hakları saklıdır. Spor haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na uygun olarak yayınlanmaktadır. ‘www.sporvitrini.com’da yayınlanan tüm haberler ve makaleler, kaynak gösterilmek ve ‘www.sporvitrini.com’un ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir. ‘www.sporvitrini.com’ da yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. www.sporvitrini.com sayfalarında yer alan ve ayrı bir sayfada açılan harici linklerin sorumluluğunu almaz.sporvitrini.com web sitesinde yer alan tüm sayısal veriler, istatistikler ve tahminler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Köşe yazılarında yer alan içerik yazarların kendi görüşleri olup; ilgili konu hakkında sporvitrini.com'un genel görüşünü yansıtmaz. Web sayfalarımızda yer alan bilgiler ve doğrulukları tarafımızca garanti edilmemekte olup, bu bilgiler belli bir getirinin sağlanmasına yönelik olarak verilmemektedir. Bu nedenle bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan,eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı sporvitrini.com sorumlu tutulamaz.

Tasarım ve Programlama: Erdem FIRAT & Hicabi ERDEM