Bizi takip edin
Abone olun
Bizi takip edin

Yedirmem edebiyatı!

  • 0 Yorum
  • 324 Görüntüleme
Son zamanlarda çok sık karşımıza çıkan bir ifade var. “Yedirmem” ya da “Yedirmeyiz”… Kimisi tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmez. Kimisi şehitlerin cenaze törenini siyasete rant olarak yedirmez. Hükümet, Türkiye'yi darbeye ve teröre yedirmez. Fatih Terim de, 2018 Dünya Kupası grup maçlarına Milli Takım'a çağırdığı ve çağırmadığı evlatlarını kimseye yedirmez (miş)… Eskiden mahallede top oynarken mahallenin abisi ortaya gelip, “Oynarım, oynatmam” derdi. Kendi oynamazsa da oyun biterdi. Bizim tarihimizde iktidar kavgası ve saray entrikalarında evladı Şehzade Mustafa'yı kimseye yedirmedi Kanuni. “En büyük benim onu ancak ben yerim” dedi. Başka ülkelerin hükümdarlarının da öz çocuklarını iktidar uğruna yok ettiğini tarih yazıyor. Arda'nın milli takıma çağrılmamasıyla başlayan tartışmalar bir türlü bitmedi. Herkes üstü kapalı konuşuyor. Devlet sırrı gibi ayrıntıları bizim bilmemiz sakıncalı hatta yasak. Basın mensupları da, ayrıcalıklı kişilerin bilgilerini sadece kendilerine verdiğini, ancak servis yapmalarına izin olmadığı imajı yaratıyorlar. Açıklamalarda yakaladığımız belli cümleleri düşünerek, olaylarla birleştirip yorumlamaya çalışıyoruz. Arda, arkadaşları ve milli takım çalışanları için prim meselesini görüştü diye mi suçlu? Bu nedenle mi Türk halkından özür dileyecek? Yoksa başka nedenler mi var? Bu evlatlarla daha önce kulüp ve milli takım çatısı altında ortak bir çok zaferler yaşandı. Bu sefer bilerek oynamadılar. Hocaya kazan kaldırdılar ve yuhalandılar. Bu nedenle gemiden atıldılar. Özür dilemedikleri için alınmadılar. Oysa Fatih hoca geminin kaptanı olarak, “Kimseyi denizde bırakmadım” demişti. “İsyan edenler hariç” diye dip notu da eklemeliydi. Televizyonlardaki spor programlarında dedikodu uzmanları, Arda'yla eski TFF Başkanı Haluk Ulusoy'un oğlu arkadaşlar. Federasyon başkanlığı için Fatih Terim'i yıpratarak ona zemin hazırlıyorlar gibi bir komplo teorisi lanse ettiler. Haluk Ulusoy zamanında Galatasaray dört yıl ardı ardına şampiyon olduğunda Fatih Terim teknik direktördü. Aralarında problem olmaz gibi görülüyor. O zamanlar siyasi görüşleri de aynıydı. Hatta bir şampiyonluğu O zamanın içişleri bakanı Mehmet Ağar’ın kızına adamışlardı. Herkes aynı taraftaydı. Aynı kulüp ve milli takımın başarısı için çalıştılar. Fatih hoca gibi Haluk Ulusoy da iktidar tarafına geçtiyse sorun olmamalı. Ancak Fatih Terim bundan sonraki durağı Federasyon başkanlığı ise durum farklı. İmparator olarak bilinen Franz Beckenbauer futbolcu, antröner ve başkan olarak Bayern Münih takımında lig ve Avrupa şampiyonluğu ile dünya kupası gördü. Milli takım antrenörü ve Federasyon başkanı olarak da aynı başarıları göstermiştir. Arda Turan, Galatasaray'da iken verdiği röportaj da futbol kariyerinde Beckenbauerin çizgisinde bir hedefi olduğunu söylemişti. Bunu okuduğum anda yanımda olan arkadaşlarıma, “Yakında Arda'yı satarlar” dedim. “Niye” diyenlere de, “Bu çocuğun hedefi, bizim yerli ‘imparator’la aynı. Öncelik ve ayrıcalık onda” dedim. Kısa bir süre sonra Arda Atletico Madrid'e satıldı. Orada şampiyonluk ve şampiyonlar ligi finali gördü. Başarılı oldu Barselona'ya transfer oldu. Farklı zamanlarda oynasalar da, biri öbürünün öğrencisi olsa da kariyerler karşılaştırılır. Vahşi batıdaki silahşörler gibi, daha iyi olan hayatta kalır misali bir megalomani yarışmasıyla karşı karşıyayız sanki. Fatih Terim futbolcu olarak Arda'nın oldukça gerisinde, değil Avrupa'da 14 yıl oynadığı Galatasaray da bile şampiyon olamadı. Hocalık aşaması henüz Arda için erken. Önü kesilmez veya ayrıcalıklı kalabilirse Fatih Terim'i hocalıkta da geçer. Türkiye’ye döndüğünde Fenerbahçe'yi seçerse ve şimdiki sistem varsa geçemez. Sisteme hizmet edenler ödüllendirilir. Haksızlığa uğrayıp hesap soranlar ise, bizzat gemi kaptanı tarafından fırtınalı denize atılırlar. Emre Belezoğlu, Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Caner Erkin ve Mehmet Topal’ı yuhalayan Galatasaray seyircisi nedeniyle milli maçlar İstanbul dışında yapılıyor. Şike etkinliklerinde en kazançlı çıkan taraf da Galatasaray'ın başındaki hoca ve oyunculardır. Sanki bu süreci kendileri yönetiyormuş gibi davranış ve sportmenliğe yakışmayacak söylevlerde bulundular. Yöneticiler, başkanlar iktidarın ağzıyla şike sürecini savundu ve de UEFA’nın ceza vermesinde aktif görev üstlendiler. Lütfü Arıboğan, Ebru Köksal, Ünal Aysal, Adnan Sezgin, Mehmet Helvacıoğlu ve Levent Bıçakçı iktidarın kurduğu federasyonu içeride ve dışarıda yönlendirerek şike sürecine yön verdiler. Bu süreçte en kazançlı çıkan taraf da yukarıda vurguladığım gibi Galatasaray oldu. Kazandığı şampiyonluk ve kupalarda takımın başında hep Fatih Terim vardı. Galatasaray camiası bu gibi organizasyonlarda görev yapanların yerlerini hemen değiştirir ki daha sonra kendilerine suçlama gelmesin. Buna en güzel örnek Lütfü Arıboğan'dır. UEFA savcısını kendi yönlendirip gezdirdiği halde mahkemede adama kimin tercümanlık yaptığını hatırlamadığını söyledi. Bu dönemde şike kararı verdirmeye çalıştıkları UEFA başkanı Platini yolsuzluk nedeniyle görevden alındı ve ceza aldı. Onun ve avukat oğlunun da bu işte ilgisi olduğu sanılıyor. 3 Temmuz’dan birkaç gün önce, Fenerbahçe'ye gideceği söylenen Selçuk İnan'ı aramış Fatih hoca "Sakın imza atma onlar artık Avrupa'ya gidemeyecek. Belki de küme düşecekler. Ben Galatasaray’la imzalıyorum ve seni de oraya istiyorum" demiş. Sonrasını zaten biliyorsunuz. Her türlü şart Fenerbahçe'nin aleyhineyken, Süper Lig play off finalinde, şampiyonluk kupasını orda alıp santraya bayrak diktirmek için başbakanı aratması büyüklüğüne hiç yakışmadı. Oluşan tablo tam bir provakasyondu. Bu davranış, sportif alanda kazanç olmasına karşın, rakibinin güvenlik kuvvetleriyle çatışmasına da neden olmuştur. Bu sisteme hizmet edenler daha sonra ödüllendirilmiştir. O maçı yöneten hakem FİFA kokartı takılarak Avrupa'ya yollanmıştır ve bize de dünyanın en iyi hakemi diye sunulmaktadır. Fatih Terim, Türkiye Futbol Direktörü, dünyanın en iyi Türk teknik adamı. Basın önünde bize kendini anlatıyor. Milli takım kutsalmış, kendine görev verildiği zaman para konuşmadan avukatı sözleşmeyi imzalamış, adilmiş, tarafsızmış, disiplinsizliğe izin vermezmiş, kimseyi fırtınalı denizde bırakmazmış. Lakin milli sporcular Türk halkından özür dilemeliymiş… Eskiden böyle konuşmalar yapmazdın Fatih Hocam. Bu gibi konularda basın ilişkilerini Emre Belezoğlu evladın düzenlerdi. Fenerbahçe'de oynuyor ve Galatasaray taraftarı tepki gösteriyor diye milli takımda yedin. Artık Fenerbahçe’den gitti. Medipol Başakşehir’de oynuyor. Sezon karmasında. Milli takımın öyle bir abiye ihtiyacı var. Adilsen onu milli takıma almalısın. Volkan Demirel'e ve diğer Fenerbahçeli futbolculara, TT Arena’da milli maçlarda küfür edilirken sahip çıkmadın. Bundan cesaret alan seyirci daha sonra milli maç öncesi ısınan Volkan'a küfür edince oynamak istemiyor… Sen de Milli takımı alıp Konya'ya gidiyorsun. İstanbul seyircisini (Galatasaraylıları) cezalandırıyorsun. Volkan'ı da bir daha almayarak vatan haini yapıyorsun. Aynı seyirci Fransa'da önce kaptan Arda'yı sonra seni yuhalayınca bozuluyorsun. Kabahat sende mi yoksa özür dilemesini istediğin çocuklarda mı? Senin gibi bir lider birleştirici olmalı, tarafsız davranmalı. Milli takım kampındaki sporcular kampta kulüp bazında veya kişisel nedenlerle gruplara ayrılıp kavga etmemeli. “Benim olduğum yerde kimse buna cesaret edemez diyorsun ama adamlar kampta birbirinin odasını silahla basıyor. Alt milli takımlardan Galatasaray'a transfer olanlara ayrıcalık tanıyorsunuz, kadroya giremeyenler dahi milli takımda hemen oynama şansı buluyor. Ümit milli takım kaptanı Fenerbahçe'ye gidip yedek kalsa, A Milli Takımın yüzünü göremez. Maalesef, bu bile sizin taraf olduğunuzun en büyük kanıtıdır. Üzülerek söylüyorum Fatih hocam. evlatlarınızı yeme ayrıcalığı bir tek size aittir. Son milli maçta maçın son dakikasında ceza sahasına yakın yerde serbest vuruş kazandık. Fatih Hoca ekrana geldi. Onunla aynı anda Hakan dedik. Hakan Çalhanoğlu Avrupa'nın en iyi frikikçilerinden. Herhangi bir liyakata uymadan Fatih hocanın takıma aldığı 17 yaşındaki Emre Mor kimseyi takmadan topa vurarak dışarı atması ve galibiyeti kaçırmamız. Fatih Hocanın disiplin kariyerine büyük bir darbedir. Ama onu yedirecek şiddette değil. Son olarak şunu ekliyor ve yazıya nokta koymak istiyorum; “Peki Fatih Hocayı yiyebilecek ayrıcalıkta biri var mı? Bilen varsa bir adım beri gelsin” diyor ve tüm dünyaya ilk günlerini geride bıraktığımız yeni yılın sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum. Hoşçakalın…

Etiketler : Fatih Terim Hasan Bankeroğlu Milli takım spor sporvitrini.com

Kategoriler : Manşet Yazarlar

Yorumlar

İlginizi Çekebilir
Haddini bil yeter (!)
Ulusal Futbol Ligi’nde (NFL) İtalyan-Amerikan futbolcu, antrenör, yönetici olarak görev yapan, Amerikan Spor Tarihi’nde en büyük antrenör ve liderlerden biriydi, Vince Lombardini… Onun dimağımda yer eden; “Kazanmak arada sırada olacak bir şey değildir. İşleri arada sırada değil, sürekli düzgün yapanlar için kazanmak bir alışkanlıktır. Yoksa kaybetmek de bir alışkanlık olur” sözü ne hatırlatıyor hiç düşündünüz mü? Veya yaşamınıza girdi mi? İşini bir kez değil, devamlı iyi yap. Bunu başarırsan zaten kazanırsın. Ama kaybeder ve alışkanlık haline getirirsen kaybeden olur, yerinde sayarsın… Futbol hem çok basit. Hem de inanılmaz zor bir oyun. Kimilerine göre dört bilinmeyenli denklem. Bazılarının söylemi de; satrançtan da düşündürücü… Sizce hangisi? Futbolun basitine kaçıp da kazanırsan “şans” denir. İyi oynadığın an yenilgiyle tanışırsan da “şansızlık.” Oysaki şans ve şansızlıktan öte beceri ile beceriksizlik ana konu… Ama bir gerçek var ki, ‘futbol’ oynamayınca ne yaparsan yap, olmuyor... Olmayınca da kazanamıyorsun. Kazansan, davul zurnayla eller üstünde seni Karşıyaka’ya kadar getirecekler… Belki de kırk gece kırk gün düğün gibi şenlik yapacaklar… Kaybettin… Sakın; gözü yaşlarla önüne baka baka, bitmek bilmeyen Antalya-İzmir yolunda kahrolan Kaf Sin Kaf sevdalılarını unutma!.. Her şey yalansa gerçek bu… Yanarım, yanarım… Yine kaldın, profesyonel futbol liglerinin en dibinde! Ona yanarım… Hani derler ya; “bir deli kuyuya taş atar, bin akıllı çıkaramaz” diye… Bizimki öyle bir hikaye işte… Diyebilirsiniz “Bu ne perhiz ne lahana turşusu…” Basketbolda Avrupa’yı titret, teniste, yelkende şampiyonluklar kazan. Voleybol da gençlerinle destan yaz… ‘Olmazsa olmaz’ futbola gelince; balon sönsün!.. Of ki, of!.. Karşıyaka Spor Kulübü’dür… Vince’nin sözleriyle devam edelim; “Kazanmak her şey değildir, ama kazanmayı istemek her şeydir.” Kazanmayı istedin mi? İstedin. Ama kazanamadın… Sonuç; kazanacaak kadar istememişsin… Gün; ağıt yakma günü değil. Vinci’nin dediği gibi “Önemli olan yere düşüp düşmemen değil, tekrar ayağa kalkıp kalkmamandır.” O zaman camianın eğri oturup, doğru düşünme zamanı şimdi… Yeniden ayağa kalkacak mısınız? Yoksa yüzükoyun serildiğiniz gölge yeri sevmeye devam edecek misiniz? Unutmayın o gölge asla zeytin ağacının altı değil… Camia, basketbola mı odaklanacak? Futbolda transfer yasağını mı kaldıracak? Voleybolda alt yapısıyla devam mı edecek? Tenis, yelken ve diğerleri zaten kendi yağıyla kavrulmasını sürdürecek… O zaman Hz. Ali’nin şu sözüne kulak verin; “Bir şey feda edilmeden, hiçbir şey kazanılmaz.” Kazanmak istiyorsan eğer… Fedakârlık şart! Elbette Karşıyaka Spor Kulübü’dür… Unutmayın yetenekli insanlarla dopdolu bir camiayız… Olağanüstü sevgi aşılayan gençlerimiz, delikanlılarımız, iyi günü de kötü günleri de görmüş, şampiyonlukları yaşamış ak saçlılarımız mevcut… Herkesin kanı “Yeşil Kırmızı” akıyor. Yüreğindeki sevgi de tek: Nabızlar “Kaf Sin Kaf…” diye atıyor. Ama olmuyor? Nedenini hiç düşündünüz mü? ABD profesyonel basketbol ligi NBA'in resmî sitesine göre, "Oybirliğiyle, Michael Jordan tüm zamanların en büyük basketbolcusu”dur. İşte bu efsane Jordan, döneminin en efektif pazarlama başarısı olan sporcularından biri de kabul edilir. Şimdilerde de çok kazanan iş adamı. Onun bir sözünü hatırlatmak istiyorum: “Yetenek maçı kazandırır, takım oyunu ve zeka ise şampiyonlukları….” Camiada yetenekli insan say say bitmez… Ya takım oyununu bilen kaç kişi var? Bu zekâya sahip kimler? Bunların cevabını benden bekliyorsanız, “Aramadığın kadar çok” olarak verebilirim. Ancak şunu da ekleyeceğim: “Bu dünya markasının ne yazık ki kıymetini bilmiyoruz… Bunun gibi zekâ sahiplerini de etrafımıza yaklaştırmadığımız yetmiyor gibi bir de dışlıyoruz… ” Kulübün kıymetini bilmemekten başka bir konu da, dört bir tarafı duvar gibi saran ‘her şeyi bilen’lerin hiçbir şey bilmemesi… Aslında bunlara söylenecek en güzel söz: “Her şeyi bilmene gerek yok, haddini bil yeter”  olmalı!.. Acıyı yaşayan, çileyi çeken, yollarda ter döken, boğazlarından keserek nafakalarını kulübe veren, yasakları kaldıran, prim toplayan, maaşları tamamlayan, cezaları öteleyen taraftar… Geriye ne kalıyor? Yönetmek… Bu söz konusu mu? Kaybettiğin zaman yazı zor yazılır ama zorlukların üstesinden gelmek için cesaret gerekir. Cesur olmak böyle günler içindir. Kazandığın zaman methiye düzenlerin sayısı bol sıfırlıdır… Yarın bayram… Tüm sevdiklerinizle mutlu, huzurlu, sağlıklı nice bayramlar temennisinde bulunup, sevdiğim bir sözle nokta koyayım: “Menfaatler için tenekeye altın muamelesi yaparsan, gün gelir o teneke elini ayağını keser.”

Süper Lig Puan Durumu


TakımPuan
1.galatasaray a.ş. 6
2.aytemi̇z alanyaspor 6
3.göztepe a.ş. 4
4.fati̇h karagümrük a.ş. 4
5.beşi̇ktaş a.ş. 4
6.fraport-tav antalyaspor 4
7.atakaş hatayspor 4
8.fenerbahçe a.ş. 4
9.kasimpaşa a.ş. 3
10.büyükşehi̇r beledi̇ye erzurumspor 3
11.demi̇r grup si̇vasspor 3
12.hes kablo kayseri̇spor 3
13.i̇tti̇fak holdi̇ng konyaspor 1
14.gazi̇antep futbol kulübü a.ş. 1
15.trabzonspor a.ş. 1
16.gençlerbi̇rli̇ği̇ 1
17.yeni̇ malatyaspor 1
18.yukatel deni̇zli̇spor 1
19.mke ankaragücü 0
20.çaykur ri̇zespor a.ş. 0
21.medi̇pol başakşehi̇r fk 0

Title

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit, sed do eiusmod tempor incididunt ut labore et dolore magna aliqua. Ut enim ad minim veniam, quis nostrud exercitation ullamco laboris nisi ut aliquip ex ea commodo consequat.

www.sporvitrini.com © 2010 - Tüm Hakları Saklıdır.

"www.sporvitrini.com" Basın Ahlak İlkelerine uymaya söz vermiştir ve bütün hakları saklıdır. Spor haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası'na uygun olarak yayınlanmaktadır. ‘www.sporvitrini.com’da yayınlanan tüm haberler ve makaleler, kaynak gösterilmek ve ‘www.sporvitrini.com’un ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir. ‘www.sporvitrini.com’ da yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. www.sporvitrini.com sayfalarında yer alan ve ayrı bir sayfada açılan harici linklerin sorumluluğunu almaz.sporvitrini.com web sitesinde yer alan tüm sayısal veriler, istatistikler ve tahminler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Köşe yazılarında yer alan içerik yazarların kendi görüşleri olup; ilgili konu hakkında sporvitrini.com'un genel görüşünü yansıtmaz. Web sayfalarımızda yer alan bilgiler ve doğrulukları tarafımızca garanti edilmemekte olup, bu bilgiler belli bir getirinin sağlanmasına yönelik olarak verilmemektedir. Bu nedenle bu sayfalarda yer alan bilgilerdeki hatalardan,eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yapılan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı sporvitrini.com sorumlu tutulamaz.

Tasarım ve Programlama: Erdem FIRAT & Hicabi ERDEM