Hasan BANKEROĞLU
Okurlarımız bilirler, hep söylerim: Bazı konular vardır ki ne kadar dil dökerseniz dökün, karşınızdaki kendi dünyasının sınırlarını aşmaya niyetli değilse boşa kürek çekersiniz.
İşte
bu nedenle 90’lı yıllarda Ercan Saatçi ve Ufuk Yıldırım’ın söylediği ve hafızalarımıza
yerleşmiş ‘Hebelüp’ şarkısının o unutulmaz nakaratını neden yazının başlığına
taşıdığımızı, aşağıdaki satırları okuduğunuzda anlayacaksınız efendim…
Konuşuyoruz
ama nece konuşuyoruz, konuşuyoruz ama anlamıyoruz…
Yobazla
dini, sabit fikirliyle siyaseti, Fenerbahçeli olmayanla da futbolu tartışmak
çoğu zaman tam da böyledir. Yorar, yıpratır ve günün sonunda elinizde kocaman
bir ‘hiç’ bırakır.
Geçtiğimiz
günlerde rahmetli İlber Ortaylı hocanın o kendine has vakur duruşuyla verdiği
bir röportaja denk geldim. Sunucu kendisine TV programları ve okullar
aracılığıyla topluma verdiği onca emeği sorduğunda, hocanın cevabı aslında
hepimizin hislerine tercüman oluyordu. Özetle; cahilliğin ve ön yargının hüküm
sürdüğü bir yerde, birilerine bir şeyler öğretmeye çalışmanın aslında kişinin
kendi ailesinden, kendi huzurundan çaldığı kıymetli bir zamandan ibaret
olduğunu vurguluyordu.
Ne
kadar da haklı... Uzun zamandır burada, sporvitrini.com sayfalarında ve konunun
açıldığı her ortamda bu çarpıklıklara değinmeye, karınca kararınca ayna tutmaya
gayret ediyorum. Ancak üzülerek ve de ibretle görüyorum ki; tablo her geçen sezon
daha da kararıyor. Biz anlattıkça karşıdaki duvarlar yükseliyor. Biz, “Adalet” dedikçe, birileri o adaleti
sadece kendi penceresinden görmeye devam ediyor.
Bugün
Türk futbolunu yöneten yapıya, o meşhur ‘Kutsal
İttifak’ kavramına bir bakın. Bu sistem kendi içindeki hataları, eksikleri
ve haksızlıkları temizlemek yerine, tüm günahı Fenerbahçe’nin sırtına yükleyip
işin içinden sıyrılmaya çalışıyor.
Garip bir ironi
değil mi? Kendi kendini reddeden bir yapı, faturayı yine malum adrese kesiyor.
Alın size somut örnek…

Kadıköy’deki Kasımpaşa maçını hatırlayalım. Tabelada 6 dakikalık uzatma varken, 90+5’te Fenerbahçe golü geliyor. Maç bitmesi gerekirken, sanki gizli bir el düğmeye basmışçasına oyun 12. dakikaya kadar uzuyor. Beraberlik golü yeniyor ve ancak o zaman bitiş düdüğü çalıyor.
İşin
daha da acı tarafı ise ekranlarda yaşanıyor. Devletin kanalında, yani hepimizin
vergisiyle yayın yapan bir mecrada ‘TRT
Spor’da yorumcular, “İlahi adalet” diyerek kahkahalar
atıyor, “O saatte o golü yemeyeceksin
abi” diye dalga geçiyorlar.
Burada
sormak lazım: “Böyle bir ortamda
futbolun teknik taktik, ruh ve centilmenliğini kime, nasıl anlatacağız?”
Eğer
bir yerlerde büyük bir haksızlık varsa ve de karşındakiler bu durumu kahkahalar
eşliğinde alaycı bir tavırla dile getiriyorsa, orada söz bitmiş demektir.
İşte,
İlber Ortaylı Hocamızın bahsettiği noktadayız sanırım…
Bazen
en büyük eğitim ve erdem, susup o değerli zamanı kendimize saklamaktır.
Haydi
gelin bu noktada yanıtı siz verin. Bu
işi biz mi çok ciddiye alıyoruz, yoksa onlar mı çok ciddiyetsiz?
Karar sizin efendim.
Hoşçakalın...
Yorumlar (0)
Yorum Gönderebilirsiniz